Nazar duâsı Ayetü’l-Kürsi Nas Sûresi Felâk Sûresi

Home » Ay Em Murat » Nazar duâsı Ayetü’l-Kürsi Nas Sûresi Felâk Sûresi
Ay Em Murat Yorum Yapılmamış

Nazar duâsı

Nazar haktır. İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.

Peygamberimiz, nazar ile ilgil olarak,”Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar” “Hoşa giden bir şeyi görünce, “Maşaallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.” buyurdu.

Sabah-akşam, 3 defa “Bismillahillezi la yedurru maasmihi şeyün fil erdi vela fissemai ve hüvessemiulalim” (16) okuyan, büyü, nazar ve zulümmden korunur.”

Göz değene, Peygamber efendimizin bildirdiği şu tavizi okumalıdır:

“Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanın ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin.” (25)

Nazar değen kimseye şifa için Ayet-el-kürsi, Fatiha, Muavvizeteyn (Felak ve nas) (57) ve Kalem suresinin son iki ayetini (ve in yekâdüllezîne keferû leyüzlikûneke biebsârihim lemmâ semi-uz- zikra ve yekûlûne innehû lemecnûnün ve mâ hüve illâ zikrun lilâlemîne) (62) okumanın muhakkak iyi geldiği bildirimiştir. Ayat-ı hırzı (76)okumak ve üzerinde taşımak da çok faidelidir.

Herkes, bilhassa nazarı değen kimse, beğendiği birşeyi görünce “Maşaallah” demeli, ondan sonra, ne söyliyecekse, o şeyi söylemelidir. Önce Maşaallah deyince, nazar değmez.

Büyüklerimizin bildirdiği Nazar Duâsı şöyle:

Bismillâhirrahmânirrahîm bismillâhi azîm-iş- şâni şedîd-il birri mâ şâallahü kâne habese hâbisün min hacerin yâbisin ve şihâbin kâbisin. Allahümme innî radedtü ayn-el âini aleyhi ve alâ men ehabb-en-nâsi ileyhi ve fî keyedihî ve kilyetihî lahmün rakîkun ve azmün dakîkun fîmâ lehû yelîku ferci-il basara hel terâ min fütûrin sümmerci-il basara kerrateyni yenkalib ileyk-el basaru hâsian ve hüve hasîr ve in yekâdüllezîne keferû leyüzlikûneke biebsârihim lemmâ semi-uz- zikra ve yekûlûne innehû lemecnûnün ve mâ hüve illâ zikrun lilâlemîne lâ havle velâ kuvvete illâ billâh-il aliyy-il azîmi Lâ ilâhe illallâhü hısnî, men kâle-hâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî. Sadaka rasûlullahi sallallahü teâlâ aleyhi ve selleme. (67)

Ayetü’l-Kürsi

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.

Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Okunduğu yer: Namaz içinde sure şeklinde okunduğu gibi, namazda tesbihden önce de okunur.

Ayetü’l-Kürsiyi Okumak

Büyüklüğünü Peygamberimiz’in bildirdiği Bakara sûresinin 255. âyeti… Cenâb-ı Hakk’ın ulûhiyetinin en veciz cümlelerle ifadesi; Âyetü’l-Kürsî…

Tamamı on cümle olan Âyetü’l-Kürsî’de Allah Teâlâ’nın birliği, zâtı ile daima diri ve kaim olduğu, uyuklama ve dalgınlık gibi beşerî hallerden münezzeh bulunduğu, kainatı kendi tasarrufunda bulundurduğu ve O’nun izni olmadan katında kimsenin şefaat edemeyeceği, ilminin ezel ve ebediyeti kuşattığı, kudretinin arz ve semaları kapladığı, zâtının yüce olduğu bildirilmek suretiyle tevhid inancının esasları özetle beyân edilmektedir.

Burada sözü edilen kürsî; bildiğimiz “taht” manasında olmayıp, Yüce Allah’ın şânına lâyık, mahiyetini ancak Allah Teala’nın bildiği bir varlıktır.

Hayy; lugatte diri ve canlı manasına gelir. Allah’ın yüce sıfatlarından olup, daima var olan, varlığı kesintiye uğramayan, ezelî ve ebedî olan demektir.

Kayyûm; bütün yaratılmışların idaresini bizzat yürüten ve hepsini hesaba çeken demektir.

Sine; uyuklama demektir ki, âyet-i kerimenin “O’nu uyuklama ve uyku tutmaz” şeklinde tercüme edilen kısmındaki “sine” ve “nevm” kelimeleri arasında bulunan nefy edatı (lâ lafzı), her ikisini de kapsamaktadır.

Hülasa; mevcûdâtın yönetimi ve denetimi konusunda Allah Teâlâ’ya sehv, gaflet, bıkkınlık ve gevşeklik arız olması söz konusu değildir. Yaratılmışlara ait bu tür zaaflar O’na isnat edilemez. Çünkü O, kemâl sıfatlarla muttasıf olup, her türlü noksanlıktan münezzehtir.

Hz. Ali (r.a.) konumuzu teşkil eden âyet-i kerimede geçen “hayy u kayyûm” esmâsı ile yalvarmanın müstecâb olduğuna dair bir hatırasını şöyle anlatır:

“Bedir muharebesi günü, Allah Rasûlü (s.a.v)’in ne yapacağına bakıyordum. Birden secdeye giderek “Yâ hayyu yâ kayyûm!” demeye başladı. Ben birkaç defa yanına gidip geldim, o aynı şekilde bunu okuyordu. Tâ ki, fetih müyesser oluncaya kadar bunu okumaya devam ettiler.” Nitekim Rûhu’l-Beyân’da Efendimiz (sav)’in “Yâ hayyu yâ kayyûm!” esması ile Cenab-ı Hak’tan istimdâd etmesi gibi, isim ve sıfatlarından biri ile ihlasla yalvaranlara ilâhî yardımın yetiştiğine dair başka örnekler de verilmektedir.

Âyetü’l-Kürsî’nin faziletleri hakkında muhtelif hadis-i şeriflerde Peygamberimiz; “Kur’ân-ı Kerim’de en büyük âyetin, Âyetü’l-Kürsî’ olduğunu”, “Yatağına girerken Âyetü’l-Kürsî’yi okuyanı Allah’ın muhafaza edeceğini ve kovulmuş şeytanın ona yaklaşamayacağını”, “Bu âyetin içinde Allah’ın en yüce isminin bulunduğunu” ve “Âyetü’l-Kürsî’nin, Kur’ân âyetlerinin seyyidi olduğunu” bildirmişlerdir.” Başka bir hadis-i şerifte ise, “Âyetü’l-Kürsî’yi okuyana Allah bir melek gönderir ve onun hasenâtını yazar. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez” buyurmuşlar, Hazreti Ali (r.a.)’den bunları evladına, ailesine ve komşularına öğretmesini istemişlerdir.

Memleketimizde, gayet yerinde bir uygulama ile farz namazlardan sonra yapılan tesbihata başlarken Âyetü’l-Kürsî okunmaktadır. Bu uygulamanın, Peygamber Efendimiz’in Hz Ali (k.v.)’ye tavsiyeleri cümlesinden olmak üzere sahiplenerek sürdürülmesi, bir nebevî tavsiyenin toplumca yaşatılması bakımından anlamlıdır.

Âyetü’l-Kürsîyi vakit namazlarının ardından okumayı itiyat edinmek; karşılaştığımız her durumda bizim gibi bir faniye dayanıp güvenmeyi aklımızdan geçirmeden önce, Yüce Allah’ın gözetiminde olduğumuzu düşünmek, O’nu hatırlamak, O’na güvenmek, O’ndan yardım beklemek, O’na sığınmak ve her halükarda O’nun rızasını gözetmek şuurunu canlı tutması bakımından önemlidir. Söz konusu uygulamanın böyle bir inançla sürdürülmesi bu itibarla anlamlıdır. Hayy u kayyûm olan Rabbimizin daima bizi görüp gözettiğinin ve her halimizden haberdar olduğunun şuurunda olmak, bütün hayırlı işlerin başlangıcı olacağı gibi, bilinçsizce yapılacak hatalara da set çekecektir. Bunu özümsemek için, manasını düşünerek okumaya ihtiyacımız var.

Nas Sûresi ve Anlamı

Bismillahirrahmanirrahim.

Kul e’ûzü bi-rabbin nâsi melik’in-nâsi ilâh’in-nasi min şerril ves’vas’il hannasi ellezi yüvesvisü fi sudûr’in-nâsi minel cinneti ven-nâs.

Nas Sûresinin Anlamı (Manası)

« De ki: Gerek cinden ve gerekse insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden in¬sanların Rabbi, yegâne halikı, mâliki ve mâ’budu olan Allah (celle celal)’a sığınırım. »

Felâk Sûresi ve Anlamı

Felâk Sûresi ve Anlamı

Bismillahirrahmanirrahim.

Kul e’ûzü bi-rabbil felâkı min şerri ma halâka ve min şerri ga-sikın izâ vakabe ve min şerrin neffasati fil ukadi ve min şerri hâsi-din izâ hased.

Felâk Sûresinin Anlamı (Manası)

« De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöken gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen nefeslerin şerrinden, hasedini açıklayan ve hasediyle hareket eden hasetçinin şerrinden, sabahın Rabbine sığınırım. »

LEAVE A COMMENT